Tüm dünya olarak nereye gidiyoruz acaba? İzlediğimiz haberler, aldığımız duyumlar ve etrafta gözlemlediğimiz olaylar çoğu zaman içten içe tedirgin etti bizi.

Peki bireyler olarak bizler birer "etkisiz eleman" mıyız? Bizlerin duygu durumlarının, mutlu isek mutluluk, üzgün isek hüznü yayan bir nevi verici anten kadar etkili olduğunu hatırlayalım. Bu duyguların frekanssal yayılımı sayesinde sadece çevremizdeki insanları değil, bitkileri, hayvanları ve hatta olaylara dahi tesir etme potansiyelimiz var.

Elektriksiz bir ortamda bir mum yaktığınızda loş bir aydınlık oluşur. Fakat onlarca mum yaktığınızda odanın ortamı aydınlanır ve gölgeler hükmünü yitirirler. Platon'un dediği gibi: "Işığa kavuşmak için karanlığa meydan okumak gerekir."

Bireyin önce kendini aydınlatması, sonra bu aydınlığı etrafa yayması; tam da deneyimlediğimiz şu süreçlerde kolektife yapacağımız en büyük katkıdır.

Einstein'ın "Tesadüf diye bir şey yoktur. Yaratıcı kumar oynamaz" sözü burada söylemek istediklerimi özetler. Burada, tam da bu zamanda dünyaya gelmiş olmanızın çok özel ve önemli olduğunu hatırlatmak isterim. Sabahları uyandığınızda; "Bugün özümde olduğum şeyi ortaya çıkarmaya niyet ediyorum" diyerek güne başlayabilirsiniz.